Diploma ve Derecelerin Tanınması

Lizbon Tanıma Sözleşmesi

Avrupa Konseyi, Avrupa Bölgesindeki yükseköğretim ile ilgili diploma ve derecelerin tanınması için 11 Nisan 1997 tarihinde Unesco ile birlikte Lizbon Tanıma Sözleşmesi’ni gerçekleştirmiştir. Tam adı, “Avrupa Bölgesinde Yükseköğretimle İlgili Belgelerin Tanınmasına İlişkin Sözleşme” olan Lizbon Tanıma Sözleşmesi, Avrupa Bölgesi’nde bir başka ülkeden alınmış olan derece ve öğrenim sürelerinin tanınmasına ilişkin usulleri belirleyen ve hukuksal bağlayıcılığı olan bir belgedir. Sözleşme, “yabancı diplomaların” ev sahibi ülkenin “eğitim sistemi ve/veya iş sektörü”ndeki gerçek yerinin belirlenmesine yöneliktir. Bu kapsamda, sözleşme sadece yükseköğretim değil, yükseköğretime giriş sağlayan ortaöğretim derecelerini de kapsamakta ve doğrudan akademik tanıma ile ilgilenmektedir. Sözleşmeyi imzalayan ve onaylayan ülkelerin listesinihttp://conventions.coe.int/Treaty/Commun/ChercheSig.asp?NT=165&CM=&DF=&CL=ENG sitesinde bulabilirsiniz.

Türkiye, Sözleşmeyi 01/12/2004 tarihinde imzalamış ve Sözleşme 01/03/2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sözleşmenin ulusal düzeyde uygulanmasındaki bu ilk adımdan sonra, Sözleşme ile ulusal mevzuat arasındaki uyuşmazlıkları kaldırmak amacıyla, Sözleşme ile uyumlu biçimde hazırlanan yeni “Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Denklik Yönetmeliği” 26519 sayılı resmi gazetede yayımlanarak 11 Mayıs 2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni yönetmelik, yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından alınmış ön lisans, lisans, yüksek lisans diplomalarının denklik işlemlerinde uyulacak usul ve esasları düzenlemektedir. Türkiye’nin Sözleşme’nin uygulanmasına yönelik Genel Sekreterlik kayıtlarına geçen bir çekincesi söz konusudur ki bu çekinceye göre, “Sözleşme’nin XI.7 No.lu maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti kendisini Sözleşme’nin Madde IV ile taahhüt altına sokmamaktadır.

Tanıma ülkeler arası karşılıklı güven ile mümkündür. Bu güveni kurmak ve Sözleşme’nin ulusal düzeyde uygulanmasını güçlendirmek için bazı mekanizmaları geliştirmek gerekmektedir. Diploma Eki’nin getirilmesi, Avrupa Kredi Transfer Sistemi’nin (AKTS) uygulanması, ulusal ENIC/NARIC Merkezi’nin kurulması bu mekanizmanın birer parçasıdır.

Diploma Eki

Diploma Eki (DE), ülkemizin de içerisinde yer aldığı, Avrupa Yükseköğretim Alanı’nı oluşturmayı hedefleyen Bolonya Süreci’nin öğelerinden birisidir. “Avrupa Bölgesi’nde Yükseköğretimle İlgili Belgelerin Tanınmasına İlişkin Sözleşme’nin” IX.3 maddesi uyarınca da UNESCO-CEPES, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi işbirliği ile geliştirilen diploma ekinin anlaşmayı imzalayan ülkelerin yükseköğretim kurumları tarafından kullanılması zorunluluğu bulunmaktadır. Diploma eki, Avrupa’da yükseköğretim alanında diploma ve derecelerle ilgili olarak “ortak ve herkesçe anlaşılır formatta” bilgi sağlamak için tasarlanmış bir formdur. Diplomaya ek olarak verilen bu belge, uluslararası şeffaflığı pekiştirmek amacıyla, ülke dışından alınan diploma ve derecelerin tanınmasında ilgili kurum ve kuruluşlara yardımcı olmaktadır. 

Yükseköğretim Kurulu Genel Kurul’un 11 Mart 2005 tarihli toplantısında almış olduğu karara göre, konu ile ilgili alt yapı çalışmalarının tamamlanması ve 2005-2006 öğretim yılı itibariyle yükseköğretim kurumlarından mezun olacak öğrencilere diplomalarına ek olarak, Yükseköğretim Kurulu tarafından onaylı diploma ekinin öğrencinin talebi üzerine verilmesi, bu diploma ekinin ilk nüshasının ücretsiz olması ve AB dillerinden yaygın olarak kullanılan İngilizce, Fransızca ve Almanca dilerinden birinde düzenlenmesi için çalışmalara girişilmiştir.  

Bu çerçevede, önlisans, lisans ve yüksek lisans kademeleri için bir örnek diploma ekinin üniversitelerce hazırlanarak son kontrol için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına iletilmesi öngörülmüştür. Şimdiye kadar, Türkiye’deki birçok üniversite ile yazışmalar tamamlanmış, üniversitelerin diploma eki örnekleri onaylanarak öğrencilerin talepleri doğrultusunda diploma ekleri temin edilmeye başlanmıştır. Bununla beraber, bazı üniversiteler ile onay için yazışmalar devam etmekle beraber, yeni kurulan üniversitelerle de yazışmalar başlamıştır.  

Diploma eki, not çizelgesi (transkript) veya diploma yerine geçmez. Bir curriculum vitae (CV) veya kendiliğinden akademik veya meslekî tanınmayı garantileyen bir belge değildir.

Avrupa Kredi Transferi Sistemi (AKTS)

Avrupa Kredi transfer Sistemi (AKTS), öğrenci merkezli, öğrencinin iş yüküne dayalı bir kredi sistemidir. Öğrencinin bir dersi başarıyla tamamlayabilmesi için yapması gereken çalışmaların tümünü (teorik ders, uygulama, seminer, bireysel çalışma, sınavlar, ödevler vb.) ifade eden bir birimdir.  Başlangıçta kredi transferi için düşünülen bu sistem, kurumsal, bölgesel, ulusal ve Avrupa seviyesinde kredi toplama sistemi olarak da kullanılmaktadır. Öğrenci hareketliliğini ve öğrencilerin yurt dışında gördükleri eğitimlerinin kendi ülkelerinde akademik olarak tanınmasını kolaylaştırmak için Avrupa Birliği tarafından geliştirilen AKTS, yükseköğretim kurumlarına, program müfreadatlarının hazırlanmasında yardımcı olurken, programların ulusal ve uluslararası ölçekte daha rahat biçimde karşılaştırılabilmesine olanak sağlamakta ve buna bağlı olarak olarak, Avrupa Yükseköğretimini diğer kıtalar arasında daha çekici hale getirmektedir.

Bologna Süreci’nin Türkiye’de uygulanması aşamasında, AKTS en önemli çalışma alanlarından birisidir. Son yıllarda, Türkiye’deki birçok üniversite kendi kredi ve notlandırma sistemlerini AKTS prensiplerine uyumlaştırma çalışmalarını yoğunlaştırmış durumdadırlar. Bu kapsamda, üniversitelerde hem AKTS’nin uygulanışından hem de öğrencilerin AKTS üzerine bilgilendirilmesinden sorumlu olmak üzere AKTS kurum koordinatörleri ve her fakülte / bölüm için ayrı AKTS bölüm koordinatörleri belirlenmiştir. Aynı zamanda, Bologna Ulusal Takımı, Yükseköğretim Kurulu ile birlikte, özellikle yeni kurulmuş olan üniversitelerdeki akademisyenleri AKTS’nin doğru şekilde hesaplanması konusunda bilgilendirmek amacıyla ulusal ve/veya bölgesel düzeyde toplantılar, çalıştaylar düzenleyerek üniversitelerdeki AKTS çalışmalarını hızlandırmaktadırlar..         

Türkiye ENIC/NARIC Merkezi

NARIC (Ulusal Akademik Tanıma Merkezi), 1984 yılında kurulan bir Avrupa Komisyonu kuruluşudur. NARIC, yabancı bir ülkede alınan diploma ve öğrenim sürelerinin akademik olarak tanınmasının geliştirilmesini ve buna bağlı olarak öğrenci, akademisyen ve araştırmacıların hareketliliğinin arttırılmasını amaçlamaktadır. Bununla beraber, “Akademik tanınma ve hareketlilik” alanından sorumlu ENIC (Avrupa Bilgi Merkezleri Ağı) ise Avrupa Konseyi ve UNESCO tarafından, akademik yeterliliklerin tanınması alanında, tüm Avrupa ülkelerinde ortak tutum ve hareketlilik yaratmak için kurulan bir iletişim ağıdır.

Türkiye ENIC/NARIC Merkezi, Yükseköğretim Kurulu bünyesinde yapılandırılmış ve 2003 yılından itibaren ENIC/NARIC iletişim ağının bir parçası olarak faaliyet göstermektedir. Bu ağ dahilinde çalışan ENIC/NARIC merkezlerinin temsilcileri düzenli olarak bir araya gelmekte ve diploma / derecelerin tanınması ile ilgili bilgi alışverişi yapmaktadırlar. Türkiye’de ENIC ve NARIC faaliyetleri aynı birim tarafından yürütülmektedir. Türkiye ENIC/NARIC Merkezi,

-         yabancı ülkede kazanılan diplomaların, derecelerin ve diğer yeterliklerin tanınması ;
-         yabancı ülkelerin ve Türkiye’nin yükseköğretim sistemi;
-         yurtdışında eğitim alabilmek için iletilebilecek pratik sorular (burslar, ders sistemleri, programların denkliği)

alanlarında ENIC/NARIC iletişim ağına dahil diğer ENIC/NARIC Merkezleri ile bilgi/görüş alışverişinde bulunarak öğrencileri, aileleri, işverenleri, üniversiteleri, diğer yükseköğretim kurumlarını, yükseköğretimden sorumlu bakanları ve organizasyonları bilgilendirmektedir.

Kalite Güvencesi

Dünyada 20. yüzyılın son çeyreğinde hızlanan, bilgiye dayalı küresel ekonomik yarış ile birlikte bilişim ve iletişim teknolojilerinde yaşanan önemli gelişmeler, ülkelerin her alanda olduğu gibi yükseköğretim alanında da sistemlerini yeniden değerlendirmelerini ve gelişmeler ışığında yeniden yapılandırmalarını beraberinde getirmiştir.

Her geçen gün yükseköğretime olan talebin artması, buna karşın kamu kaynaklarından yükseköğretim kurumlarına ayrılan kaynakların aynı oranda artmaması, yaşanan hızlı ekonomik ve sosyal değişimler ile bilgi ekonomisi ve toplumu esaslı gelişmelerin yükseköğretim kurumlarından daha nitelikli hizmet beklentisinin artması ile hızla daha büyüyen ve yönetimi daha kompleks hale gelen yükseköğretim kurumlarının eğitim, öğretim, araştırma ve diğer hizmetlerinde sistematik ve stratejik yaklaşımları zorunlu hale getirmektedir.

Bu değişim, Avrupa ülkelerinin Lizbon Süreci ile başlayan ve 2010 yılına kadar dinamik ve etkin bir bilgi toplumu ve ekonomisi oluşmayı hedefleyen Avrupa düzeyinde de radikal bir hızda yaşanmaktadır.

Avrupa ülkelerinin bu kapsamda, etkin ortak bir Avrupa Yükseköğretim Alanı (AYA) ve Avrupa Araştırma Alanı (AAA) oluşturma çalışmaları Bolonya süreci ile şekillenmiş ve bunu takip eden süreçler ile desteklenerek geliştirilmiştir. Günümüzde bu kapsamdaki çalışmalar büyük ivme kazanarak devam etmektedir. Bu kapsamda yürütülmekte olan çalışmaların içerisinde, Avrupa yükseköğretimin güçlendirilmesi, kalite düzeylerinin yükseltilmesi ve ortak kabul görmüş belirli standartlarda yükseköğretim sistemlerinde kalite güvence sistemlerinin oluşturulması yönündeki çalışmalar en önemli gündem maddesi haline gelmiştir.

Bolonya süreci içerisinde bu konuda yapılan çalışmalar ve önerilerYükseköğretimde Avrupa Kalite Güvence Birliği (European Association for Quality Assurance in Higher Education-ENQA)’nin 2005 yılında yayınlamış olduğu “Avrupa Yükseköğretim Alanında Kalite Güvence İlke ve Standartları Raporu”nda yayınlanmıştır. Bu raporda yayınlanmış olan ilke ve standartlar günümüzde bu alanda yürütülmekte olan çalışmalara rehberlik etmekte ve bu sayede Avrupa Yükseköğretim Alanı’nda yükseköğretim kurumlarının birbirleri ile uyum içinde ve kıyaslanabilir kalite düzeyinde hizmet vermeleri hedeflenmektedir.

Bu kapsamda, her ülke kendi eğitim sistemine uygun kalite güvence standartlarını ortaya koymakta ve bu standartlar ışığında kendi eğitim sistemlerini değerlendirmektedir. Aynı kapsamda, ülkeler yükseköğretim kurumlarının kalite geliştirme faaliyetlerinin değerlendirilmesi için kalite ajansları oluşturulmakta ve dış değerlendiricileri kullanarak yükseköğretim kurumlarının kalite düzeylerinin belirlenmesini sağlamaktadırlar.

Türkiye’de kalite güvence sistemi, üniversiteler tarafından yıllık olarak gerçekleştirilen iç değerlendirme süreci ve normal koşullarda 5 yılda bir gerçekleştirilen dış değerlendirme temeline dayanmaktadır. Bu sistem aynı zamanda “Ulusal Yeterlikler Çerçevesi” bağlamında program bazında belirlenen öğrenim çıktılarının kalitesini garanti altına almak üzere akreditasyon ve değerlendirme unsurlarını da içerecek şekilde düzenlenmiştir.

Ülkemizde de bu gelişmeler ışığında, yükseköğretimde kalite standartlarının oluşturulması ve bu alanda uluslararası uyumluluğun sağlanabilmesi için Yükseköğretim Kurulu tarafından 2005 yılında eğitim, öğretim, araştırma aktivitelerinin kalitesinin geliştirilmesi ve değerlendirilmesi temel amacıyla Avrupa Kalite Güvencesi Standart ve İlkelerine (ESG) de uygun olacak şekilde “Yükseköğretim Kurumlarında Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Yönetmeliği” yayınlanmış ve bu yönetmelik kapsamında, Üniversitelerarası Kurul tarafından seçilen dokuz üye ile Ulusal Öğrenci Konseyi tarafından belirlenen bir öğrenci temsilcisinden oluşan ve yükseköğretim kurumlarında akademik değerlendirme ve kalite geliştirme çalışmalarının düzenlenmesi ve koordinasyonundan sorumlu olan Yükseköğretim Kurumları Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Komisyonu (YÖDEK) kurulmuştur. YÖDEK, yükseköğretim kurumlarında akademik değerlendirme ve kalite geliştirme çalışmalarını ilgili yönetmelik ışığında yürütülebilmesine rehberlik edecek süreçlerin tanımlandığı ve yükseköğretim kurumlarımıza kalite geliştirme alanında yön gösterici nitelikte olan “Yükseköğretim Kurumlarında Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Rehberi”ni hazırlamıştır. 

Adı geçen yönetmelik bağımsız ulusal dış kalite güvence ajansları kurulmasını hedeflemektedir. Ulusal dış kalite güvence ajanslarına lisans verme yetkisi YÖDEK in de görüşüleriyle Yükseköğretim Kurulu na (YÖK) aittir. Dış değerlendirme sürecinden geçen yükseköğretim kurumları, kurumun kalite seviyesini ve kalite alanındaki gelişmelerini gösterecek olan “Kalite Sertifikası” alacaklardır. Bu sertifikanın geçerlilik süresi 5 yıldır. Yükseköğretim kurumunun alacağı Kalite Sertifikası kurum bazında olabileceği gibi, akademik birimler veya program bazında da olabilecektir.

Günümüzde bazı bağımsız kalite ajansları çalışmalarına başlamıştır.Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MÜDEK) 15 Kasım 2007 tarihinde Kalite Değerlendirme Tescil Belgesi almış ve tanınmış ilk ulusal dış değerlendirme ajansı olarak çalışmalarına başlamıştır. MÜDEK bugüne kadar 10 farklı üniversitenin 57 mühendislik programını akredite etmiştir. MÜDEK haricinde YÖDEK’e ulusal bağımsız dış değerlendirme ajansı olmak için başvuruda bulunan iki ajans daha bulunmaktadır.

Yükseköğretim Kurumları Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Komisyonu (YÖDEK), Yükseköğretim Kurumları Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Yönetmeliği kapsamında, yükseköğretim kurumlarının akademik değerlendirme ve kalite geliştirme çalışmalarının sistematik bir şekilde yürütebilmeleri için gerekli süreçleri ve performans göstergelerini tanımlamıştır.

Belirlenen süreçler şu şekilde listelenebilir;

A) Yükseköğretim Kurumlarında Akademik Değerlendirme ve Kalite

Geliştirme Süreci

B) Stratejik Planlama Süreci

C) Kurumsal Değerlendirme Süreci

D) Periyodik İyileştirme ve İzleme Süreci

Kalite güvencesi alanında geliştirilmiş olan mevzuat uyarınca, ulusal alanda YÖDEK ve yükseköğretim kurumları düzeyinde ise Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Kurulları (ADEK) bu sürecin organizasyonu, koordinasyonu ve yürütülmesinde sorumlu organlardır. Yükseköğretim kurumlarının kalite güvencesi yapılanması kapsamında hazırlayacakları stratejik planlama çalışmaları, ilgili kurumun senato ve yönetim kurulunun ortak sorumluluğunda hazırlanır ve yürütülür. Yükseköğretim kurumlarında akademik değerlendirme ve kalite geliştirme çalışmaları ise yükseköğretim kurumlarının yukarıda bahsedilen ADEK’lerin sorumluluğu ve koordinasyonunda yürütülmektedir.

Türkiye Kalite Güvence Sistemi yurtdışı değerlendirmelere de açık durumdadır. Bugüne kadar dört üniversitenin toplam 42 mühendislik programı “Accreditation Board for Engineering and Technology-USA” (ABET) tarafından farklı zamanlarda değerlendirilmiş ve “substantial equivalance” derecesinde eşdeğer kabul edilmiştir.

Bologna Süreci’nin Sosyal Boyutu ve Yükseköğretim Yönetimine Öğrencilerin Katılımı

Bologna Süreci Kapsamında Sosyal Boyut:

  • Sosyal Boyut Kavramı Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Sosyal Boyut kavramının ortaya çıkış sebebi, Bologna Süreci katılımcı ülkelerinin demografikve  ekonomik açılardan, sosyal ve politik kültür, öğrenci, yükseköğretim kurumu sayısı ve eğitim sistemi bakımından farklılık ve çeşitlilik göstermeleridir. Bologna ülkeleri arasındaki söz konusu farklılık ve çeşitlilik, Bologna Süreci Sosyal Boyut Çalışma Grubu’na “sosyal boyut” kavramını geniş kapsamlı bir şekilde tanımlama zorunluluğu getirmiştir.

  • Sosyal Boyut Kavramı Nedir?

Sosyal Boyut kavramı, genel anlamda, “yükseköğretime erişen, yükseköğretime katılan ve yükseköğretimi tamamlayan öğrenci gruplarının toplumların çeşitliliğini yansıtması hedefi”ne ulaşma sürecidir. Bu süreç, ülkeler ve toplumlara bağlıdır.

Yükseköğretimde “Sosyal Boyut” kavramının temel unsurları şu şekilde sıralanmaktadır:

Yükseköğretime erişimde eşit fırsatlarına sahip olmak

(Kaliteli yükseköğretime eşit erişim)

Bütün bireyler yükseköğretimden faydalanma konusunda eşit fırsatlara sahip olmalıdır ki bu şekilde kendilerini geliştirebilsinler, sürdürülebilir bir istihdam sağlansın ve aktif bir vatandaşlık için gerekli zemin hazırlansın. 
  
Toplumların sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimlerini güçlendirmek

Toplumların kaliteli yükseköğretim talebini karşılamak beraberinde sosyal, kültürel ve ekonomik gelişim fırsatı getirir.

Herkes için yükseköğretimi erişilebilir kılmak, toplum içerisindeki potansiyeli en üst düzeye getirir, sosyal eşitliğe katkıda bulunur ve bilgi toplumunu yaratır.

Eğitim-öğretim sistemlerindeki eşitsizlikler beraberinde işsizlik ve sosyal dışlanma getirir ve bunun ağır bedellerini yine toplum öder.

Avrupa yükseköğretiminin kalitesi ve çekiciliğini artırmak

Kaliteli bir eğitim çevresi/atmosferi sunan güçlü bir sosyal boyut, Avrupa yükseköğretim alanını diğer ülkelerden ve kıtalardan öğrenciler ve akademik personel için çekici kılar.

Öğrenciler için uygun çalışma ve yaşam şartları oluşturmak

Öğrenciler uygun çalışma ve yaşam koşullarına sahip olmalıdırlar ki sosyal ve ekonomik geçmişlerine bağlı engellerle karşılaşmaksızın uygun bir süre içerisinde çalışmalarını tamamlayabilsinler.

Yükseköğretime Erişimi Artırmak için Öğrencilere Rehberlik ve Danışmanlık Hizmetleri sunmak

Dezavantajlı Öğrenci Gruplarının Hükümet tarafından Desteklenmesi

Sosyal olarak, özellikle finansal bakımdan, dezavantajlı gruplardan gelen öğrencilerin yükseköğretime erişiminin artırılması için hükümetler söz konusu öğrencileri desteklemeli ve tedbirler almalıdır.

Yükseköğretime Erişimde ve Yükseköğretim İçerisinde Esnek Öğrenim Yolları Oluşturmak

Tüm vatandaşlara, kendi yetenekleri ve istekleri doğrultusunda, yükseköğretime erişimde ve yükseköğretim içerisinde yaşam boyu öğrenim yollarını izleme şansı sağlanmalıdır.

Öğrencilerin Yükseköğretim Yönetimine Katılımını sağlamak

Öğrenciler yükseköğretim yönetiminin tam ortaklarıdır ve yükseköğretimin düzenlenmesi ve içeriğinin hazırlanmasında yer almalıdır.

Bologna Süreci içerisinde Sosyal Boyut Kavramına Ne Zaman Değinildi?

2001 yılında Prag’da gerçekleştirilen ilk Bologna Bakanlar Konferansı’ndan itibaren sosyal boyut sürecin bir parçasıdır. Sosyal boyut, Prag’da Bologna Bakanlar Konferansında, öğrenci temsilcilerinin önerisi üzerine Bakanlar Bildirgesi’nde yer almıştır. Prag’ı izleyen bildirgelerde ise sosyal boyut Avrupa Yükseköğretim Alanı’nın başarısı için önemli bir unsur olarak kabul edilmiştir.

  • Bologna Süreci Bildirgeleri içerisinde Sosyal Boyut: Sorbonne, Prag, Berlin ve Bergen Bildirgeleri
  • Bologna Bildirisi (1999) 

   Değinilmiyor

    • Prag Bildirisi (2001)

  ESIB tarafından ilk defa “Sosyal Boyut Kavramı” kullanılmıştır.

 “Kamu sorumluluğu” ve “öğrenci katılımı” kavramları vurgulanmıştır.

    • Berlin Bildirisi (2003)

         Sistematik vurgu var.

         Eşitsizliklerin giderilmesi

         Sosyal Bütünleşme

    • Bergen Bildirisi (2005)

Sürecin temel öğelerindendir.

Hükümetlerin sorumluluğu

    • Londra Bildirisi (2007)

Eşit fırsata dayalı katılım

Ulusal Strateji ve Politika raporları

  • Londra Bildirgesi’nde Sosyal Boyut ile İlgili Ne Karar Alındı?

Toplum içerisinde sosyal uyumun güçlendirilmesi, eşitsizliklerin azaltılması, bilgi, beceri ve yetkinliklerin artırılması açısından,

 “Yükseköğretime erişen, yükseköğretime katılan ve yükseköğretimi tamamlayan öğrenci grupları toplumların çeşitliliğini yansıtmalı”

“Öğrencilerin sosyal ve ekonomik durumlarından kaynaklanan herhangi bir engelle karşılaşmaksızın eğitimlerini tamamlamaları sağlanmalıdır

    • Bu sebeple,

Yeterli derecede öğrenci hizmetlerinin sağlanması,

Yükseköğretim içerisinde ve yükseköğretime erişimde daha esnek öğrenim yollarının oluşturulması ve

Her seviyede eşit fırsatlar yaratılarak yükseköğretime katılımın artırılması yönünde tüm çalışmalar devam edecektir.

  • Sosyal Boyut Çalışma Grubu Ne Zaman, Hangi Amaçla Oluşturuldu?

Tarih: 2005 Bergen (Norveç) gerçekleştirilen Bologna Bakanlar Konferansı

Amaç: Yükseköğretimden Sorumlu Bakanlar, bir sonraki Bakanlar Konferansı’nda (Londra,2007) sunmak ve Bologna Süreci durum değerlendirmesine esas teşkil etmek üzere, katılımcı ülkelerdeki öğrencilerin sosyal ve ekonomik durumları, öğretim üyeleri ve öğrenci hareketliliği konuları hakkında karşılaştırılabilir veri sunması için Bologna İzleme Grubunu görevlendirmiştir. Bologna İzleme Grubu ise Kasım 2005’te Bologna Sosyal Boyut Çalışma Grubunu oluşturmuştur.

Görev Tanımı:

1)Bologna Süreci Bakanlar Konferans Bildirgeleri temelinde sosyal boyut kavramını tanımlamak,

2)Katılımcı ülkelerdeki öğrencilerin yükseköğretime erişiminin artırılması, eğitim koşulları, sosyal ve ekonomik durumları ile öğretim üyeleri ve öğrenci hareketliliği, konuları hakkında karşılaştırılabilir veri sunmaktır.

3)Gelecekte yapılacak durum değerlendirmeleri için öneriler/teklifler hazırlamaktır.

Sosyal Boyut Çalışma Grubu, 2005–2007 Dönemi bitiminde yaptığı araştırmalar, veri toplama ve analiz faaliyetleri sonrasında aşağıda yer alan sosyal boyut teklifini son Bakanlar Konferansı’nda sunmuşlardır:

  • Eşit fırsatlar temelinde tüm seviyelerde yükseköğretime erişim genişletilmeli,
  • Her ülke sosyal boyutla ilgili kendi stratejisini belirlemeli ve ulusal planını hazırlamalı
  • Eğitim önündeki engeller tanımlanmalı ve aşılmalı,
  • Öğrenciler yükseköğretim öncesindeki eğitimleri boyunca destek ve rehberlik hizmeti almalı.
  • Doğrudan ve doğrudan olmayan finansal destek sistemleri, sosyal güvenlik sistemleri, göç politikaları ve vizeler ile çalışma izinlerinin temin edilmeli ve
  • Yine, Prag Bildirgesi’nde dile getirildiği gibi öğrenciler yükseköğretim topluluğunun önemli partnerleridir, sosyal boyutta ve hareketlilikte başarı sağlanması için ilgili tüm paydaşlar sürece dahil edilmelidir.
  • Bergen’den Londra’ya, 2005–2007: Varılan Sonuçlar, Neler Yapılmalıdır?
    • Sosyal Boyutla ilgili veri toplanması, şuan ki durum değerlendirme yönteminden daha ileri götürülmelidir.
    • Çalışma Grubu, Eurostat & Eurostudent ile birlikte çalışmalı,
    • Daha karşılaştırılabilir ve güvenilir veri üretilmeli,
    • Söz konusu veri yükseköğretime katılımda eşitlik ve mezunlar için istihdam konularını kapsamalıdır. 

 2007–2009 Sosyal Boyut Çalışma Programı

—2009 yılına kadar tüm ülkeler sosyal boyutla ilgili ulusal stratejilerini Bologna İzleme Grubu’na, eylem planları, alınacak tedbirler ve etkileriyle beraber, rapor etmelidir.

—Tüm paydaşlar, ulusal düzeyde gerçekleştirilecek söz konusu çalışmada aktif olarak yer almalıdır.

—Öğrenci anketleri, sosyal boyut konusunda karşılaştırılabilir ve güvenilir veri üretmek hedefiyle uygulanmalıdır.

Söz konusu görevler kapsamında, sosyal boyut çalışma grubu Ulusal Eylem Planları için bir şablon oluşturacak, ülkelere eylem planlarını hazırlamalarında yardımcı olacak ve deneyimlerin paylaşılmasını kolaylaştıracak.

Türkiye’de Bologna Süreci’nde Sosyal Boyut Kapsamında Neler Yapıldı?

 Eurostudent Projesi Nedir? Türkiye Ne Zaman Katıldı?

Eurostudent Projesi’nin amacı;

Ulusal düzeyde yürütülen öğrenci anketleri temelinde, Avrupa’daki öğrencilerin içerisinde bulundukları sosyo-ekonomik koşullar hakkında uluslararası karşılaştırılabilirlikte ve güvenilir veri toplamak, analiz etmek, karşılaştırma yapmak ve katılımcı ülkelerdeki ilgili kurumlara eğitim politikalarını belirlemelerinde ve/veya mevcut politikalarını iyileştirmelerinde yardımcı olmaktır.

Eurostudent Projesi, Hanover’da (Almanya) bulunan HIS (Hochschul-Informations-System) tarafından koordine edilmektedir. Temel olarak, yükseköğretimde öğrenciler, sosyo-ekonomik yaşam koşulları ve uluslararası hareketlilik konularına odaklanmakta ve aşağıda sıralanan başlıklar kapsamında veri toplamaktadır:

• yükseköğretime erişim,

• eğitim finansmanı ve kaynakları,

• gelir ve harcamalar,

• konaklama,

• öğrencilerin zaman bütçeleri,

• dile hâkimiyet ve

• eğitim-odaklı yurtdışında bulunma

 

2007’de Türkiye’nin de katıldığı üçüncü turla birlikte, 2003 ve 2005 yılları olmak üzere, bugüne kadar 3 Eurostudent Projesi yürütülmüştür ve üçüncü tura toplam 23 ülke katılmıştır. 2008 yılı içerisinde Proje’nin dördüncü turu başlatılacaktır ve üçüncü turda gözlemci olarak yer alacak yer alacak 5 ülkeyle beraber toplam katılımcı ülke sayısı 28 olacaktır.

Türkiye, 03 Şubat 2006 tarihinde alınan YÖK Genel Kurul Kararı ile bu projenin 3. safhasına dâhil olmuştur. Bu karar uyarınca, projeyi Türkiye’de yürütmek üzere Prof. Dr. Nezih Güven başkanlığında, Doç.Dr. Ayşe Gündüz Hoşgör ve Yrd.Doç.Dr. Mustafa Şen’den oluşan bir komisyon oluşturulmuştur. Komisyon, ulusal anket çalışmasını Aralık 2006-Mart 2007 tarihleri arasında yürütmüştür. Elde edilen veri analiz edilerek, yorumlar ve ulusal yükseköğretim sistemi hakkındaki bilgilendirici metinle birlikte 19 Aralık 2007 tarihinde Eurostudent Proje Koordinatörlerine teslim edilmiştir. Koordinatörler, her ülkenin ulusal profilini/verisini, söz konusu ulusal profilleri kullanarak yaptıkları gösterge bazındaki uluslararası veri karşılaştırmaları içeren raporu Ağustos 2008’de rapor olarak yayımlanmıştır.

Türkiye’de rasgele seçme yöntemi kullanılarak seçilen 65,000 lisans öğrencisine (ISCED5A) içerisinde “kullanıcı adı”-“şifre” bilgileri ile anketin amacı, içeriği ve uygulama şeklinin açıklandığı bir zarf gönderilmiştir.16,000 öğrencilerimiz, kullanıcı adları ve şifreleri ile beraber söz konusu zarfın içerisinde belirtilen, anketin bulunduğu Internet adresine giriş yaparak anketi doldurmuştur.  

ÖĞRENCİ KATILIMI 

Sosyal Boyut konusunun temel taşlarından bir diğeri ise öğrencilerin yükseköğretim yönetime katılması, karar süreçlerinde “eşit paydaş” olarak yer almasıdır.

ESU

Tarih:

 17 Ekim 1982

 7 ulusal öğrenci birliği (Norveç, UK, İsveç, İzlanda, Fransa, Danimarka & Avusturya) tarafından WESIB (West European Student Information Bureau) oluşturulmuştur.
  
Şubat 1990

WESIB ð ESIB ( European Student Information Bureau (ESIB)

80 sonlarındaki siyasi değişimden WESIB de etkilenmiş, eski SSCB devletlerinin ulusal öğrenci konseylerine de kapılarını açmasıyla beraber, isminin başındaki “W” düşmüştür.
  
Mayıs 2007

52. Genel Kurul toplantılarında, ESIB logosunun, kuruluşun görevini tam olarak yansıtamadığı gerekçesiyle ESU (European Students’ Union) olarak değiştirilmesine karar verildi. ESIB’in kuruluş amacı üyeleri ile Avrupalı ve uluslar arası kuruluşlar arasında (AB, Avrupa Konseyi, BM,vs gibi) bilgi alışverişinin sağlanmasıydı.
  
ESU, 36 ülkeden 47 ulusal öğrenci konseyini bünyesinde barındırmakta, dolayısıyla, 10 milyondan daha fazla öğrenciyi temsil etmektedir.

Amacı: AB, BFUG, Avrupa Konseyi ve UNESCO ve diğer tüm ilgili kurumlar nezdinde, Avrupa seviyesinde öğrencilerin eğitimsel, sosyal, ekonomik ve kültürel ilgi ve ihtiyaçlarını temsil etmek ve desteklemektir.

 Türkiye’de Öğrenci Katılımı

Yükseköğretim Kurumları Ulusal Öğrenci Konseyi

20 Eylül 2005 tarihinde resmi gazetede Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Konseyleri ve Ulusal Öğrenci Konseyi Yönetmeliği yayımlanmıştır. Bu şekilde, ulusal öğrenci konseyimiz kurulmuştur. Söz konusu yönetmelik uyarınca,

Öğrenci konsey başkanları, öğrenciler ile ilgili konuların görüşülmesi sırasında ilgili yükseköğretim kurumunun senato ve yönetim kurulu toplantılarına katılmaktadır. Başkanın katılamadığı durumlarda, başkan yardımcısı veya başkanın belirleyeceği bir yönetim kurulu üyesi toplantılara katılır. Ulusal Öğrenci Konseyi Başkanı ise Yükseköğretim Genel Kurulunun öğrencilerle ilgili konuların görüşüldüğü toplantılarına,Yükseköğretim Kurulu Başkanı’nın daveti üzerine katılmaktadır.

Kasım 2005’de yapılan toplantılarda, Yükseköğretim Kurumlarının öğrenci konseyleri konsey başkanları seçimi yapılmıştır. Seçim sonucunda belirlenen konsey başkanlarından oluşan ulusal öğrenci konseyleri kurultayı, 26 Aralık 2005’de gerçekleştirildi.

28 Aralık 2006

Yükseköğretim Kurumları Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Komisyonu (YÖDEK) Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle öğrenci temsilcisinin üye olarak katılımı kakarı alınmıştır.

5-6 Ocak 2007

Ulusal Öğrenci Konseyi Genel Kurul Toplantısı Gazi Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Ulusal Öğrenci Konseyi Başkanı olarak Gazi Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Volkan Yılmaz seçilmiştir.

26-28 Aralık 2008

Ulusal Öğrenci Konseyi Genel Kurul Toplantısı Gazi Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Ulusal Öğrenci Konseyi Başkanı olarak Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Sinan KARTAL seçilmiştir.

Bologna Süreci’nin başarısı için temel koşullardan bir tanesi olan öğrenci katılımının artırılmasına yönelik çalışmalar çerçevesinde Ulusal Öğrenci Konseyi temsilcilerinin Süreç ve Bologna Uzmanları Ulusal Takımı Projesi hakkında bilgilendirilmesi, Bologna Süreci’nin öngördüğü şekilde öğrenci merkezli eğitim yöntem ve yaklaşımlarının uygulanması, hareketliliğin önündeki engellerin kaldırılması ve Bologna Süreci’nin tamamlayıcı bir parçası olan sosyal boyut çerçevesinde öğrencilerin sosyal ve ekonomik geçmişlerinden kaynaklanan engeller olmadan, eğitimlerini tamamlayabilmeleri ve her düzeyde eşit fırsata dayalı katılımın artırılması amaçlarına yönelik Üniversitelerin Öğrenci Konseyleri ile görüş ve deneyimlerin paylaşılması ve bunların hayata geçirilmesi alanında çalışmalar devam etmektedir.

Türkiye’nin Bologna Süreci’nin Sosyal Boyutunda hayata geçirdiği çalışmalar ayrıca 2007-2009 Ulusal Eylem Planı’nda Sosyal Boyut bölümünde de belirtilmiştir.